Ergenlik Dönemi Özellikleri ve Sorunları



Ergenlik dönemi; “erinlik” adı verilen hormonal gelişim ile başlamaktadır. “Fırtınalı bir dönem” olarak ifade edilen ergenlik dönemi, çeşitli teorisyenler tarafından farklı açılardan incelenmiştir. Ergenin temel sorunsalını “kimlik krizi” olarak belirtilir. Bireyselleşme adına ilk adımlarını atmakta olan ergen, kendini ailesinden bağımsız olarak konumlandırma çabası içine girmektedir. Zihinsel gelişimin şekillendirildiği kuramlarda, ergenlik döneminde “soyut düşüncenin gelişimini” vurgulanmaktadır. Bu gelişim sahalarında yaşadığı süreçler sebebiyle ergen kendisini farklı hisseder ve çoğu zaman kendisini tanımlamakta güçlük çeker. Bu dönemlerde bazı psikiyatrik bozukluklar görülebilmektedir.


Ergenlik Döneminde Görülen Psikiyatrik Bozukluklar

  • Depresyon: Depresif duygu-durum ve haz eksikliği ile kendini gösteren klinik bir tablodur. Bunun yanında; sinirlilik, enerji eksikliği, halsizlik, huzursuzluk, suçluluk, uyku ve yeme düzenindeki bozulma görülebilmektedir. Ergenlik döneminde depresyon, kendini daha çok öfkeli duygu-durum şeklinde göstermektedir.
  • Yeme Bozuklukları: Ergenin yemek ile arasındaki disfonksiyonel ilişki çevresinde konumlanmaktadır. Ergen; ya çok az yemekte, ya çok yiyip kusmakta veya aşırı egzersiz ile telafi etme çabasına girebilmekte, veya kontrolsüz bir şekilde sürekli yemek yemekte ve başarısız diyetlerle kilo vermeye çalışmaktadır.
  • Anoreksiya Nervoza: iştahsızlık ve ağırlık kaybı gibi genel tıpta çok sık görülen şikayetlerle seyreden Anoreksiya Nervoza, dramatik bir psikiyatrik bozukluktur. Anoreksiya nervoza, kilo almaktan aşırı korkma, ergenin vücut ağırlığını ve biçimini yanlış değerlendirdiği bir rahatsızlıktır. Hastalar vücut ağırlığının artmasını engellemek için zorlu egzersizler (yürümek, bisiklete binmek, yüzmek vb.) ve sıkı diyet uygular. Buna bağlı olarak ortaya çıkan ağırlık kaybını telafi eden aşırı yeme atakları ortaya çıkar. Hastalar şişmanlamaktan aşırı korktuğu için bu yeme ataklarından sonra kendini kusturma, laksatif ve diüretik kullanım gibi yöntemlere başvurmaktadır. Anoreksiya nervoza ile birlikte depresif belirtiler sık görülmektedir. Depresyon dışında obsesif kompulsif bozukluk, histrionik özellikler, anksiyete ve hipokondriyazis, anoreksiya nervozaya sıklıkla eşlik eden ruhsal bozukluklar arasındadır.
  • Bulimia Nervosa: Kusma hastalığı olarak da bilinen Bulumia Nervosa, bir abur cubur seansından sonra, yani fazla yemekten sonra, kişinin istemediği fazla kalorilerden kurtulmak için kusma yolunu seçtiği bir hastalıktır. Abur cubur yeme seansları kişiye göre değişir. Bu kalorilerden kurtulmak için hasta ya kusar ya da laksatif kullanır. Bir de, zayıflama hapları alma, aşırı egzersiz yapma ve bu yüzden aşırı yorgun düşme gibi yolları seçenler de vardır. Bulumikler de Anoreksikler gibi kendilerinin güvenli bir ortamda yaşamadıklarını düşünürler. Yaptıkları her şeyi başkalarını rahat ettirmek için yaparlar ve duygularını sürekli saklarlar. Yemek, bu kişilerin tek güven kaynağıdır. Bulumiya Nervosa’da da zayıflama pek görülmez. Tıpkı Anoreksiya’da olduğu gibi, Bulumia da ergenlik döneminde başlar. Tedavide amaç düzenli yeme alışkanlığının sağlanması, hastayı kontrolsüz yeme atakları ve açlık periyodlarından koruyabilmektir.
  • Mevsim Değişikliklerine Bağlı Ruhsal Değişiklikler: Mevsim değişikliklerinde, özellikle bahar ayları zamanlarında bazı bireylerde olduğu gibi ergenlerde de, ruhsal bakımdan olumsuz etkilenmeler söz konusu olabilmektedir.
  • Davranış Bozukluğu: Çocuklukta başlayan, ergenlikte devam eden ve yetişkinlikte “anti-sosyal kişilik bozukluğu” adı altında ifade edilen sosyal normlarla uyumsuz, illegal davranışları içermektedir. Buna göre; insanlara ve hayvanlara zarar verme, mülk ve kamu malına zarar verme, hırsızlık, sürekli yalan söyleme ve kuralların devamlı şekilde çiğnenmesi; davranım bozukluğunu göstermektedir. Ergenlik, “şiddetli” bir dönemdir. Fakat; ergenin, toplumsal kurallarla uyumsuz davranışları, sadece ve sadece “delikanlılık, delilik” olarak değerlendirilmemelidir. Altta yatan sorun ihmal edilmemelidir.
  • Alkol, Madde Kullanımı ve Bağımlılık: Yine, temelleri ergenlikte atılan sinsi hastalıklardır. Artan bir şekilde, madde kullanımına ihtiyaç duymak ve bırakıldığında yoğun fiziksel ve psikolojik rahatsızlık yaşamak olarak ifade edilen “bağımlılık”, “kötüye kullanım” basamağından sonra hızlıca gelişebilmektedir.
  • Psikotik Bozukluklar: Düşünce bozuklukları olarak tanımlanmaktadırlar. Kişinin gerçeklik ilişkisi ciddi anlamda zarara uğramıştır. “Normal” düşünememekte, konuşamamakta, hareket edememektedir. Kişi, “tuhaf”laşmıştır. Ergenlik dönemi -içine, geç ergenlik çağı olarak kabul edilen, 18-25 yaş arasını da aldığımızda- psikotik bozuklukların ilk ataklarının yaşandığı zaman olarak belirtilmiştir. İçe kapanık, asosyal duruş, felsefe ve din ile aşırı uğraş, obsesif davranışlar; özellikle ailede bu tip bir hastalık varsa, dikkate alınmalı, “ergenlik bunalımı” olarak atlanmamalı ve profesyonel yardım alınmalıdır.
  • İntihar: Ergenlik döneminde, 15-24 yaşları arasında hızla artmaktadır. Daha önceki intihar teşebbüsü, aile intihar hikayesi, depresyon, alkol kötüye kullanımı veya bağımlılığı, psikotik bozukluk, sosyal destek yetersizliği, yalnız olmak, boşanmış olmak; intihar risk faktörleri arasında belirtilmektedir. Erkeklerin intihar girişimleri kadınlara oranla 3 kat daha fazla ölümle sonuçlanmaktadır. Kadınlar ise erkeklere oranla 3 kat daha fazla intihar teşebbüsünde bulunmaktadır. İntihar, insanın öz benliğine yönelmiş bir saldırganlık ve yok etme eylemi olup, bireyin yaşamına istemli olarak son vermesidir. İntihar girişimi olan ergenlerin %90’ı bir psikiyatrik tanı almaktadır. Bu tanılar sıklıkla duygu durum bozuklukları ve/veya alkol veya madde kullanımıdır.
  • Şiddet ve Saldırganlık: Saldırganlığın tanımı eylemin bizzat kendisi vurgulanarak ya da eylemde bulunan kişinin niyeti vurgulanarak yapılabilir. Eylemin kendisi vurgulandığında saldırganlık başka kişilere zarar veren herhangi bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Eylemde bulunan kişinin niyeti vurgulandığında ise hedefi yaralamak niyetiyle girişilen bir davranış olarak tanımlanır. Diğer bir tanım, öfkeli ve araçsal saldırganlık şeklinde yapılmaktadır. Öfkeli saldırganlık öfke ve düşmanlığın kışkırttığı saldırganca bir eylemdir. Araçsal saldırganlık ise, eylemin kendisi dışında bir hedefe ulaşmak için girişilen saldırganca bir eylemdir. Ergenlikte şiddetten hoşlanma ve saldırganca davranma sıklığında artış görülebilir. Bu davranış artan fiziksel güce ve ergenin yaşadığı çevre koşullarına bağlanabilir.
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntılar): Obsesyon (saplantı) irade dışı gelen, ergeni tedirgin eden, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, yineleyen düşüncelerdir. Kompulsiyon (zorlantı) ise çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, istenç dışı yinelenen hareketlerdir. Bu tür gençlerin konuşmaları düzgün ve aşırı kibardır. En küçük bir eksiklik bırakmama çabası yüzünden ayrıntılara çok fazla girerler. Düzenli ve çok titizdirler. Belli bir süre sonra bu titizlik dağınıklığa dönebilir. Genç saplantılardan oldukça fazla rahatsız olur. Çünkü gencin aklı sürekli bu düşüncelere takılır. Düşüncelerden kurtulmak için sürekli bir takım hareketleri yineler.

Ergenlik döneminde görülebilen psikiyatrik bozukluklardan bir ya da birkaçını çocuğunuzda görüyorsanız çok geç olmadan yardım almak sağlık açısından önem taşır. Ergenlik dönemi birçok davranışın oturduğu, ergenin kişilik yapısının oturduğu bir dönemdir. Bu dönemde karşılaşılan psikolojik problemler karşısında dikkatli olunması gerekmektedir.



Bu kategorideki diğer maddeler;

Ergenlik Döneminin Evreleri ve Yaklaşımlar

Devamını Oku

Ergenlik Döneminde Kişilik Bunalımının Belirtileri

Devamını Oku

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız. İçeriklerde tedavi edici sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler yer almamaktadır.