Osteoporoz/Kemik Erimesi Hakkında Her Şey



Osteoporoz/Kemik Erimesi nedir?

“Kemik Erimesi” olarak da bilinen Osteoporoz; kemiklerin içindeki kalsiyum gibi minarellerin kaybolarak zayıflaması ve güçsüz bir yapı haline gelmesi durumundur. Kemik tıpkı arı peteğine benzer bir yapıya sahiptir, ve başta kalsiyum olmak üzere birçok minerali depolama özelliğine vardır. Yediğimiz yiyeceklerden aldığımız kalsiyum 20-25 yaşına kadar kemikleri güçlendirme özelliğine sahiptir. Ancak bu yaştan sonra kemik yapımı, kemik yıkımından az olduğu için kemikler güçsüzleşmeye başlar. Bir iskelet sistemi hastalığı olan Osteoporoz, özellikle 45 yaş ve üzerinde görülmeye başlar. Kadınlardan çok erkekleri daha fazla etkilediği bilinen Osteoporoz sonucu oluşan kırıklar ve buna bağlı sakatlıklar bu hastalığı ciddi bir sağlık sorunu haline getirebilmektedir. Osteoporoz’un kadınlarda daha çok görülmesinin temel nedenleri arasında; erkeklerdeki testosteronun kemikler üzerindeki koruyucu etkisi, ve de menopoz döneminde kadınlardaki kemik yıkımının artması yer almaktadır.


Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın başlangıç evrelerinde, hiçbir şikayet gözlenmeyebilir. Ancak hastalık ilerledikçe;

  • Bel, boyun ve sırt ağrıları,
  • Boyda kısalma,
  • Omurga, bilek, kaburga ve kalça kemiklerinde kırıklar,
  • Vücutta öne doğru eğikleşme, sırtta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma,
  • Kemik ağrıları, kemiklerde hassasiyet,
  • Ağrı ve kırıklardan dolayı hareketsizleşme,

gibi şikayetler görülebilmektedir.


Risk Faktörleri Nelerdir?

Risk faktörleri yaş, ırk ve genetik yapı gibi değiştirilemeyecek öğelerden oluşmaktadır. Bu faktörlerin bir kısmı ise sonradan değiştirilebilir beslenme, hareket ve sigara gibi öğelerden oluşur. Çocukluk döneminde yeterli seviyede alınacak kalsiyum; büyüme ve gelişme döneminde çok büyük önem taşır. Sigara kullanımı, alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, kalsiyum ve D vitamini açısından zayıf gıdalarla beslenmek kemik erimesi riskini arttırmaktadır. Öbür yandan, iltihap giderici olarak kullanılan ilaçlar ve obezite ameliyatları da kemik kaybı riskini arttırabilmektedir.

Hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlar ile doğru orantılıdır;

  • Sigara ve alkol tüketimi,
  • Ailede kemik erimesi geçmişi olan hastanın bulunması,
  • Eklem rahatsızlıkları,
  • Kalsiyum ve D vitamini eksikliği,
  • Erkeklerde, testosteron seviyesinde düşüklük,
  • Hormonal hastalıklar,
  • Astım hastalığının bulunması,
  • Hareketsiz yaşam tarzı.


Tanı nasıl koyulur?

Tanı koyulabilmesi için 65 yaş üzeri kadınlar ve 70 yaş üzeri erkeklerde kemik yoğunluk ölçümü yaptırılması gerekmektedir. Bu tetkik, kısa süreli, ağrısız, yan etkisi olmayan ve yaklaşık 15 dakika süren bir ölçümdür. Kemik yoğunluk ölçümünün yanı sıra, kan ve idrar tahlilleri de tanı koyulmasını kolaylaştırır.

Kimler kemik yoğunluk ölçümü yaptırmalıdır?

  • 50 yaş ve üzeri kadınlar,
  • Kırık kemik vakaları,
  • Menopoz ya da menopoz sonrası dönemdekiler,
  • 65 yaş ve üzeri erkekler.


Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kemik erime testi sonucunda, standart değerlerin altında çıkan vakalarda, günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesi ile birlikte, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlayan kemik erimesi ilaçları önerilir. Kemiği güçlendiren, hormon içerikli ve biyolojik ilaçların da tedavide kullanımı önerilebilir.


Engellemek İçin Neler Yapılabilir?

1. Kalsiyum bakımından zengin gıdalarla beslenmek, kemikleri korumada yardımcı olacaktır. Kalsiyum değerleri açısından, günde yaklaşık 3,5 su bardağı süte ihtiyaç duyulur. Diğer süt ürünlerinin kalsiyum içeriği değişkendir. Yoğurt ve peynir, kalsiyum açısından dondurmaya göre daha iyi seçimlerdir. Sardalya ve somon gibi balıklar kalsiyum açısından iyi kaynaklardır. Somon ve ton balıkları kalsiyumun emilmesini kolaylaştıran D vitamini içerir. Kalsiyum destekli tahıllı gevreklerde ya da portakal suyunda da kalsiyum oranları yüksektir. Yeşil sebzeler ise, kemik kalitesinin korunmasına yardımcı olan magnezyum içermektedir. Bu tür besinleri düzenli olarak tüketmek kemik erimesinin önüne geçmede beslenme desteği sağlayacaktır.

2. Kalsiyum karbonat ve kalsiyum sitrat gibi kalsiyum destekleri alınabilir. Ayrıca, yeterli miktarda D vitamini alınması kalsiyum emilimini kolaylaştırır.

3. Bazı besinler ise vücuttaki kalsiyumu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kafein kalsiyum emilimini azaltan içeceklerdendir, ancak günde 2-3 fincandan fazla kahve tüketmiyorsanız etkisi çok fazla olmayacaktır. Konserve çorba ve işlenmiş et gibi tuzlu gıdaların da az miktarlarda tüketilmesi gerekir. Öte yandan, alkol tüketiminin yüksek olması da kemik kaybına yol açabilir.

4. Vücut ağırlığını koruma amaçlı spor yapılması da önem taşımaktadır. Vücut ağırlığını taşıyacak türde çeşitli egzersizler yapmak kemik yapımı ve korunması için oldukça faydalıdır. Bunun için, yürüyebilir veya hafif koşu yapabilirsiniz. Çeşitli fiziksel aktivitelerde küçük ağırlıklar da kaldırabilirsiniz.

5. Vücuda fazla yük bindiren aktiviteler ise kemik yoğunluğu düşük olanlarda riskli bir hal alabilir. Yoga ve pilates denge için faydalı olabilecekken, fazlaca bükülme ya da öne eğilme barındıran fiizksel aktiviteler, kemik erimesi olan kişilerde omurlara bası yaparak kırık oluşumuna neden olabilir.

Bu kategorideki diğer maddeler;

Sağlıklı Yaşlanmak İçin 4 Altın Kural

Devamını Oku

Sağlıklı Yaşlanma

Devamını Oku

Sağlıklı Yaş Almanın Sırları

Devamını Oku

Yaşlılıkta Aktif Yaşamın Önemi

Devamını Oku

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız. İçeriklerde tedavi edici sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler yer almamaktadır.